Browse By

ბათუმი – Batum

Merhaba arkadaşlar!

Umarım iyisinizdir

Bugün sizlere günübirlik Batum gezimizden bahsedeceğim;

Gidiş sürecinden başlayalım..

Liseden arkadaşlarımla devamlı seyahat planları yaparız.Planlarımız arasında Batum da vardı.”Gel de bi Batum yaparız diyorlardı sürekli”.Aralık ayından beri memlekete gidemiyordum. Hem ailemi hem de arkadaşlarımı çok özlemiştim. Vatandaşlık görevim olan oy kullanma isteğim de bastırınca hemen uçak biletlerine baktım. Baktım ama bakmaz olaydım gidiş-dönüş 700 TL lere varan fiyatlar çıkıyordu. Ben de Pass bilet hakkımı kullanayım diyerek Atlas Global trabzon uçuşlarına yöneldim fakat Atlas Global’in 28 Ekime kadar Trabzon uçuşlarını durdurduğunu öğrendim. Nasıl yapıcam ne edicem derken birden aklıma Anadolu Jet‘in Jetgenç programı geldi. Yıllardır Anadolu Jet ile uçuyordum kumbaramda bir sürü uçuş birikmişti kullanmanın tam zamanı diyerek Jetgenç ödül biletlerimle gidiş dönüş 75 TL ye uçak biletimi aldım.

Çarşamba gecesi Sabiha Gökçen Havalimanından Trabzona uçtum. Hayatımın en kötü uçuşlarından biriydi ilk defa bu kadar geç uçtum sanırım. Size tavsiye zorunda olmadıkça 23-9 saatleri arasına bilet almayın. 01:40 gibi indim servisle eve vardığımda saat 3 olmuştu. Lise arkadaşlarım Alperen ve Tuncay ile Batum‘a gitmek için Perşembe gününü kararlaştırmıştık. Sabah 6 da yola çıkacaktık 3 saat de olsa uyuyup yorgunluğumu üzerimden atayım dedim ama uyku tutmadı. Ben de güneşin doğuşuyla birlikte çok özlediğim Karadenizi ve balıkçı teknelerini izleyerek zaman geçirdim. Alperen Rize merkezden arabayla geldi Tuncay Alperen ben bir araya geldik. O kadar uzun zaman olmuştu o kadar özlemiştik ki birbirimizi ..

Karadenizin bir tarafı yemyeşil dağlarla uzanan diğer tarafı uçsuz bucaksız denizle çevrili sahil yolundan Batum’a doğru yol almaya başladık.Yolculuğumuzun her bir dakikası huzurlu ve eğlenceli geçiyordu.

Madem Gürcistan’a gidiyoruz Gürcistan yerel türkülerinden birini dinleyelim belki tanıdık gelir 🙂

Saat 7 gibi sınır kapısına vardık, içeriye arabayla girmek istemediğimiz için sınıra çok yakın bir otoparka bıraktık.

Gürcistan’a girmek için Pasaport veya Vizeye ihtiyaç yok kimliğinizle birlikte yurt dışı harç pulu alıp girebiliyorsunuz. Ben yanıma pasaportumu aldım hem sayfalarda damgalar artsın hem de saçma sapan şeylere bahane bulan Gürcü gümrük polisinin bahanesi olmasın diye. Eğer Gürcistan’a girecekseniz yeni kimlikle girmeye özen gösterin çünkü eski kimliğe fotoğraf eski, köşesi kalkık diyerek itiraz edip içeri alamayabilirler.

Bu benim bu sınır kapısına üçüncü gelişimdi birincisinde lise bire gidiyordum halamlarla gittim ve sınırda anne ve babam yanımda olmadığı için almadılar geri döndüm. İkincisinde üniversiteden ev arkadaşlarımla (Muhammet,Burak,Yusuf,Osman) gittim iki arkadaşım yukarıda bahsettiğim sebepten ötürü giremedi biz de hızlıca girip çıktık hiç bir şey anlamamıştım o gidişimden. Sınır kapısında kötü anılarım vardı o yüzden gergindim fakat hiçbir aksilik olmadı sıra da yoktu hızlıca sınırı geçtik.

Evet artık Batumdayız, buradan merkeze gitmek için iki seçeneğimiz var: Ya uyanık taksicilerin tekliflerini kabul edip kazıklanacağız ya da 1 GEL karşılığında otobüs ile merkeze gideceğiz 🙂

GEL demişken Gürcistan’ın para birimi Lari (GEorgian Lari) ve değeri son gittiğimde 1,9 TL idi
İlk gittiğimde 0,7 TL değerinde olan GEL 8 senede 3 katı değerlendi. Yoksa TRY mi değer kaybetti ?

Merkeze gittiğimizde acıkmıştık önce bir şeyler yiyelim sonra dolanırız dedik ve McDonald’s ı aramaya koyulduk. “Neden Mc Donald’s oranın yerel tatlarından neden yemiyorsunuz” diye soracak olursanız yerel esnaflarla ilgili kötü tecrübelerimiz vardı o yüzden daha kurumsal bir yere gitmek istedik hem Wi-Fi olanağı da vardı.

Yoldan geçen herkese McDonald’s nerde diye soruyoruz kimse bilmiyor. Çok şaşırdım daha önce gitmiş olmasam Batum’da McDonald’s yok derdim fakat olduğuna adım gibi emindim. Sonunda ingilizce bilen birine rastladık ve Gürcülerin ‘magdonal‘ şeklinde telaffuz ettiği için bizi anlamadıklarını öğrendik.

McDonald’s orada orta üzeri gelir grubundaki insanların tercih ettiği yer. Ürünler biraz pahalı diyebiliriz. Tuncay ve Alperen donut yedi ben de kurabiye yedim yanında da kahve içtik kişi başı 15 TL civarı tuttu.


Kahvaltımızı yaptıktan sonra sahile çıkıp yürüdük. İlk durağımız White Restaurant ya da ‘Ters Ev‘.
Burayı Lazların yaptırdığı söyleniyor hoş bir görüntüye sahip içeride yemek yenilebiliyor fakat pek tavsiye edilmediği için girmedik dışarıdan bakıp devam ettik.

Ali ve Nino heykeline gitmek istiyorduk geze geze gidelim dedik ama yol bitmedi yaklaşık bir saat öğle güneşinde mahvolduk 😀 Yanıma kısa kol almayı unutmuşum uzun kollu sweat ile yandım piştim oralarda. İlk gördüğüm kıyafet mağazasına girip 10 GEL karşılığında bir tişört aldım. Tişörtlerin hepsi menşei Türkiye. Ülkemiz tekstil konusunda fena değil bunu bir kez daha görmüş olduk..

 

Heykelin oraya nihayet ulaştık. Ben bu heykeli arkadaşlarımın fotoğraflarında birçok kez görmüştüm. Daha büyük bir heykel bekliyordum ama yine de güzeldi. Ve bu heykelin çok üzücü bir hikayesi var. Okumak isteyenler linke tıklayabilir: Ali ve Nino heykelinin hikayesi

Madem hüzünlendik Gürcüce bir türkü daha dinlemenin tam sırası, buyurun efenim :

Heykel belli zamanlarda birleşiyor ve figürler birbirinin içinden geçiyor.

Ve figürlerin birleşimini hızlandırılmış bir şekilde kaydettiğim video : Ali ve Nino Hızlandırılmış Çekim

Sıradaki durağımız Piazza , burada güzel mimarisiyle dikkat çeken binalar var ortasında da kafeler var. Biz de oradaki kafelerden birine oturup hem dinlendik hem de binaları seyre koyulduk.

Ardından Avrupa Meydanı‘na geçip binaları ve heykelleri inceledik. Meydanı herkese tavsiye ederim gitmişken görün mutlaka

#herkesiçinhavacılıkheryerde

Saat 15 e yaklaşmıştı çok yorgun ve açtık. Yakınlarda bir Mc Donald’s gözümüze çarptı hemen girdik. Ah şu Mc olmasa ne yapacaktık 😀

Eski bir McDonald’s çalışanı olarak gittiğim restoranların personellerini, ürünlerini ve yapılarını incelerim. Orada çok beğendiğim bir sistem vardı girişte 2 tane kiosk ve onların başında duran bir görevli vardı. Aynı havalimanındaki check-in kioskları gibi işleminizi kendiniz yapıyorsunuz. Bakınız:

Bu kiosklardan siparişinizi veriyorsunuz, ödemenizi yapıyorsunuz ve sistem size bir numara veriyor bu numaranın yazılı olduğu plastik şeyi(ne desem bilemedim) alıyorsunuz masanıza geçip bekliyorsunuz. O plastik şeyin içinde gprs var, siparişiniz hazır olduğunda garson masanıza getiriyor. Mükemmel bir sistem çok sevdim Türkiye’de de belli başlı restoranlarda kullanılabilir.
Helal menü olarak sadece vejeteryan menüsü vardı bizde 13 GEL karşılığında ondan alıp afiyetle yedik. Üstüne de Cherry Pie (Kirazlı Turta) aldım. Türkiye’de bir zamanlar satılan Apple Pie gibi güzeldir diye düşünerek aldım fakat vişnesinin kötü bir tadı vardı beğenmedim 🙁

Ardından sınır kapısına dönüş yoluna koyulduk. Taksi pahalı mı olur otobüsle mi gidelim derken bir taksiciye denk geldik ilkten 20 lari fiyat verdi pazarlıkla 15 lariye düşürerek bedavadan biraz pahalı bir ücrete sınır kapısına gittik  🙂

Ne kadar harcadım ?

Gürcistan Türkiye’ye göre ucuz bir şehir, Larinin bu kadar yükselmesine rağmen hala ucuz.
Otobüse 1 GEL
Kahvaltıya 8 GEL
Tişörte 10 GEL
Meşrubata 10 GEL
Taksilere toplam 20 GEL
Öğle yemeğine 13 GEL
verdik sınırdan girerken 15 TL pul parası ödedik. Arabayı bıraktığımız otoparka da 25 TL ödedik bir de arabaya yakıt parası verdik o kadar Rize’den Batum’a gidiş geliş gün boyu gezme bedeli 175 TL 🙂

Alperen Duty Free de biraz fazla harcama yapmış olabilir tabii 😛

Sonuç olarak güzel bir geziydi. Beni iki defa hayal kırıklığına uğratan Gürcistan’a bir şans daha vermek istedim ve iyi ki gitmişiz diyorum.Onlarca olumsuz durumla karşılaştım fakat onlara fazla girmeyeceğim, hatırlayıp sinirlenmek veya gitmeyi düşünenlere olumsuz etki etmek istemiyorum.
Tuncay ve Alperen daha önce turla gitmiş tur fiyatları da çok uygun ve tur rehberi güzelce bilgilendirme yapıyor tavsiye edilir.

 

Her zaman söylerim şehirleri, mekanları güzel kılan içinde yaşayan insanlardır. Batum’da esnaflar ve taksiciler biraz üçkağıtçı. Geçişlerde pasaportun kaldırılmasından itibaren Türkler Batum’a giderek olumsuz etkilemişler deniliyor bilmem ne kadar doğru. İstisna insanlar dışında halkını beğenmedim. İlginçtir sınır polisi, turist danışma personeli bile İngilizce bilmiyor. Ülkelerine dönen Gürcülere turist gözüyle bakıyorlar sınırım başka açıklaması olamaz. Halk genel olarak çat pat Tükçe konuşuyor ama İngilizce sıfır. Batum’da çok Türk var öyle böyle değil başka ülkede olduğunuzu hissedemiyorsunuz 🙂

Çayeli‘ne doğru yola koyulduk çok yorgunduk fakat günü bitirmek istemiyorduk. Bize geçip bir şeyler atıştırdık ve yüzmeye gittik. Eve döndüğümde o kadar yorgundum ki son 36 saatimin nasıl geçtiğini anlamıştım iki günde iki ülke beş şehir değiştirmiştim.

Batum’a bir daha gider miyim? -Hayır Gürcistan’a bir daha gider miyim? -Neden olmasın 🙂

 

Okuduğunuz için teşekkürler, değerli yorumlarınızı bekliyorum

Bir sonraki yazıma kadar kendinize çok iyi bakın, sağlıcakla kalın 🙂

 

Ve son olarak :

Bartınlı serserimiz Alp 🙂

“ბათუმი – Batum” yazısı için 1 Yorum

  1. Ceyda öz says:

    Sanırım gezi yazılarının sıkı takipçisi olacağım okumadığım yazın var mı diye bloğuna bakıyorum. Üslubuna ve ayrıca mesleğine bağlılığına hayran kaldım çünkü bende seçtiğim mesleğin aşığıyım, aynı kulvarda değiliz dolayısıyla uçaklar ilgim dışındaydı hep, fakat yaklaşmaya bile çekindiğim uçakları şuan senin sayende farklı bir gözle görüyorum, bu yüzden tebrik etmek istedim umarım hayat karşına her zaman dilediğin kapıları açar 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

test