Browse By

Çeşm-i Cihan: Bartın

Herkese merhaba, öncelikle geçmiş bayramınızı kutlar sevdiklerinizle nice sağlıklı, huzurlu ve eski bayramlar tadında bayramlar geçirmenizi dilerim 🙂

Bu yazımda sizlere bir günlük Bartın-Amasra gezimden bahsedeceğim.

Başlayalım öyleyse..

Bartın’ı ilk olarak 2012 yılında lisede bir çocuktan duydum. İsmi Alperen, okulumuza sonradan gelmişti. Bizim oralılara hiç benzemiyordu. Onunla tanıştığım zaman Bartınlı olduğunu öğrenmiş ve Bartın’ı ilk defa orada duymuştum. Alperen fırsat buldukça bize memleketini anlatır oradaki denizcilik faaliyetlerinden söz ederdi. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte Alperen’in Bartın’dan fotoğraflarını da görmeye başladık. İşte Bartın radarıma girmişti..

Sonra bir kaç sene sonra kuzenim Bartın’a gitti geldi anlata anlata bitiremedi..
Bartın’da üniversite okumuş bir arkadaş edindim o da met ediyordu..
En son halamlar da gidince artık zamanı geldi gidip görmeliyim dedim 🙂

Cumartesi Pazar ve Pazartesi üç gün boşluğum vardı. Bayram tatili nedeniyle Alperen Bartın’daydı. Hemen konuşup planları yaptık ve biletimi aldım. Ama Bartın için aldığım otobüs bileti hayatımda aldığım en kolay biletti sanırım. Cideliler Tur isimli firmayı aradım, telefon hemen açıldı. Tekkeönü‘ne gitmek istiyorum dedim, tamam Cuma akşamı saat 12 de otobüs 16 nolu peronda olur ücreti otobüste muavine verirsin dedi. Bir dakika bile sürmemişti 😀

Cuma gecesi tam eşyalarımı toplarken telefon çaldı, açtım, Cideliler dedi, buyrun dedim. “Abi gidiyorsun bu gece dimi sıkıntı yok” dedi, şaşırarak evet dedim. Tamam otobüs buradan çıkınca seni ararım dedi. Yok böyle hizmet 🙂

Otobüse bindim, sabaha karşı Bartın’a vardık. Güneşin ilk ışıklarıyla denize sıfır dağ yollarından geçerken öyle bir manzara vardı ki hayran kaldım:

Belki manzara ilginizi çekmemiş olabilir ama bir karadenizli olarak uçsuz bucaksız denizin ufkunda oluşan sisler her zaman beni etkilemiştir.

Derken Tekkeönü’ne vardım, Alperen geldi beni karşıladı ve küçük bir köy turu yaptırdı. Meşhur bir limanları var orada hem tekne imalatı yapılıyor hem yüzülüyor hem de düğün yapılıyor ! Sonradan öğrenecektim ki oralarda liman düğünleri meşhurmuş, neredeyse herkes düğününü limanda yaparmış ..

Havacı olduğum kadar denizci olduğumdan yapım aşamasındaki tekneler ilgimi çekti ve inceledim. Hatta bir kaç tekne için fiyat bile aldım. Babam Bartın’ın tekne imalatı konusundaki ününü bildiği için benden birkaç fiyat almamı istedi.

 

Ve hediyelik eşyalar satan bir dükkana rastladım, ürünler çok hoşuma gitti babam için almak istedim fakat dükkan kapalıydı 🙁

Ardından eve geçtik Alperen‘in ailesiyle tanıştım(misafirperverlikleri için teşekkürler) ve Alperen’le kahvaltı ettik. Saat 11 gibi tekrar dışarı çıktık koyları dolaşıp doğayı hissettik.

Burasının adı Çambu Yalısı, hoş koylardan biri. Bartın’daki isimleri çok sevdim, kulağa hoş geliyorlar. Bartın, Amasra, Tekkeönü, Kurucaşile, Çambu, Kapısuyu ve saire ..

Ardından denize paralel olarak Kurucaşile’ye doğru yol aldık. Saat 12 civarıydı, Kurucaşile limanını geziyorduk. O sırada Alperen’in dayısı olan Onur Kaptan‘a rastladık. Kayığını kıyıya doğru çekiyordu. Selam verip yanına gittik. Alperen sordu: Balıktan mı geliyorsun yoksa balığa mı çıkacaksın? Onur Kaptan da: Şimdi çıkıcam atlayın dedi. Biz birbirimize baktık ve kayığa atladık 🙂 En son balık tutalı 2 3 sene olmuştur herhalde, çok özlemiştim balık tutmayı. Palamut avlamak için açıldık ve çektirme yöntemiyle saatlerce balığın vurmasını bekledik. Bekledik diyorum ama aslında Alperen bana koyları ve köyün tarihini anlatıyor böylece zaman su gibi akıp gidiyordu. Sonunda bir balık vurdu çaparimize çektik ve çıkardık boyutu fena değildi işte fotoğrafı :

Biraz daha palamut için çektirme yaptık vurmayınca da istavrit için güzel bir yer bulup biraz istavrit tuttuk. Sonra dümeni limana doğrulttuk geri döndük. Bir şeyi atlamıştık ki bu detay daha sonra canımızı yakacaktı. O da bizim tam güneşin tepesindeyken üstsüz takılmamızdı. Velhasıl yandık hem de fazlasıyla ..

Sonra Alperen‘in köyden arkadaşlarıyla buluşup Kapısuyu Plajı’na gittik. Orada doğa harikası bir dere vardı kayık kiralayıp biraz küreklere asıldık 🙂 İşte kesitler :

Ve ardından Kapısuyu plajında biraz yüzdük :

Suyu o kadar berrak o kadar temizdi ki yüzmeye doyamadık. Zaten oldum olası tuzlu denizleri sevmemişimdir, var ol Karadeniz !

Çok yorgunduk kendimizi eve zor attık. Ama atar atmaz bir telaşla karşılaştık. Dediğim gibi düğünler nişanlar çok fazla oluyordu orada o akşam da bir aile dostlarının nişanı vardı hemen hazırlanıp nişana geçtik. Nişandan sonra ne mi yaptık? Limandaki düğüne gittik 🙂

Ertesi gün erkenden uyandık çünkü Alperenler Rize’ye dönüyordu. Plan şöyleydi beni Amasra’da bırakacaklar ben Amasra‘da bir gün daha kalıp oradaki koylarda denize girecek sonra İzmit’e dönecektim.

Amasra’ya varınca sahilde oturup bir kahvaltı ettik ve yazımın başlığında geçen ‘Çeşm-i Cihan’ tamlamasının anlamını öğrendik.

Rivayet olunur ki Fatih Sultan Mehmed Karadeniz’i fethe çıktığında o zaman Bizans toprağı olan Amasra’yı fetheder ve tepeden şehre baktığında şaşkınlığını gizleyemeyip lalasına dönerek ” Lala, lala çeşm-i cihan bu mu ola?” der.

Ayrıca aynı isimde bir lokanta vardır şehir merkezinde orayı da çok tavsiye ederler, benim gitme fırsatım olmadı

*Çeşm-i cihan: Dünyanın gözü veya dünyanın gözbebeği

Kahvaltıdan sonra Amasra Kalesini keşfetmeye çıktık. Kalenin her tarafında ayrı bir manzara vardı. Dolaştıkça tarihi hissediyordum. Tavşan adasına bakıp tavşan görmeye çalıştım, tarihi sokaklardaki hediyelik eşya dükkanlarına bakındım, ağlayan ağaç tepesine çıkıp şehri izledim. Daha sonra sahildeki Barış Akarsu heykelini ziyaret ettim.

Tavşan Adası

 

Barış Akarsu heykel

Mekanın cennet olsun güzel insan !

Ve sonra Alperen’i yolcu edip kalacak yer aramaya koyuldum. Ama malesef istediğim gibi bir yer bulamamıştım. Bayram dolayısıyla otellerde yer yoktu olanlar da aşırı yüksek fiyat çekiyordu. Hem dönüş biletimi daha almamıştım. Bir şekilde otobüs buldum ve hemen aldım(Bartın’dan Gebze’ye otobüs biletine 90 TL ödedim hala unutamıyorum) Otobüs saatine kadar biraz vaktim vardı ben de öğretmen evinin terasına gidip manzara eşliğinde bir öğle yemeği yedim ve yola koyuldum.

 

Yani seyahatim istediğim gibi olamadı. Yanlış tarih seçtiğim için suç benimdi ama her şeye rağmen çok güzeldi ve değdi. Bunu saymıyorum mutlaka en az bir kere daha gidip tadına varacağım..

Batı Karadeniz’e ilk gidişimdi, beklediğimden güzel buldum. Bartın güzel memleket tıpkı diğer Karadeniz şehirleri gibi. Ve sonra şöyle düşündüm; memleketimizin her bir yanı çok güzel, yeter ki yaşamasını bilelim..

Ve son olarak :

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

-Cahit Sıtkı

“Çeşm-i Cihan: Bartın” yazısı için 4 Yorum

  1. Nimet Kamacıoğlu says:

    Tek kelimeyle harika…Anlatımınla yeniden gezdim, gördüm teşekkürler..Memleket var Şükürler olsun,bırakanların mekanı cennet olsun,ama ne yazık ki Cahit Sıtkı üstadın dileklerini hiç, yaşayamadık…!!!

  2. Tolga Gündal says:

    Memleketim bu kadar güzel anlatılamazdı herhalde. Bu güzel yazı için teşekkürler 🙂

    1. serif says:

      Çok teşekkür ederim Tolga Bey 🙂

  3. Pingback: Tercih Yapacaklar İçin Havacılık Yönetimi (Soru-Cevap) - Kâzım Şerifoğlu
  4. Trackback: Tercih Yapacaklar İçin Havacılık Yönetimi (Soru-Cevap) - Kâzım Şerifoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

test